Lale Devri ve Patrona Halil
1718'de Belgrad'ı Avusturya'ya bırakan Pasarofça barışıyla Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın on iki yılı başlar. Kâğıthane'de Sadabad kurulur, lale soğanlarının fiyatına narh konur, lale mevsiminde çırağan eğlenceleri yapılır. Eylül 1730'da Patrona Halil'in önderliğindeki isyan, sadrazamın canına ve III. Ahmed'in tahtına mal olur.
Perdeler
- I. PerdeNevşehirli İbrahim
- II. PerdeSadabad'da Lale Mevsimi
- III. PerdeEylül 1730
I. Perde · Nevşehirli İbrahim
Bir gün sadrazam olacak İbrahim, eski adı Muşkara olan Nevşehir'de, tahminen 1662'de doğdu. 1689'da İstanbul'a geldi ve sarayın hizmetine girdi.
Yıllar içinde Eski Saray'da kâtipliğe kadar yükseldi. Edirne Sarayı'nda görevliyken, o sırada şehzade olan Ahmed'i yakından tanıdı ve onun güvendiği adamlardan biri oldu. Ahmed 1703'te tahta çıktı.
1716'da Osmanlı ordusu Petervaradin'de Avusturyalılara yenildi; Sadrazam Ali Paşa savaşta öldü. Ölen sadrazamın mührünü Edirne'de padişaha teslim eden İbrahim Efendi'ydi. Üçüncü Ahmed bundan sonra onu yanından ayırmadı. 1717 Şubatı'nda onu kızı Fatma Sultan'la evlendirdi. Fatma Sultan, Ali Paşa'nın dul eşiydi.
Barış görüşülürken, 9 Mayıs 1718'de İbrahim Paşa sadrazam oldu. Padişah ona kendi kullandığı zümrüt mührü verdi. 21 Temmuz 1718'de Pasarofça Antlaşması imzalandı. Belgrad, Tımışvar ve Küçük Eflak Avusturya'ya bırakıldı. Venediklilerden geri alınan Mora ise Osmanlılarda kaldı.
Yeni sadrazam, kaybedilen toprakları geri almak için Avrupa'da sefere çıkmadı. Barışı korumayı, hazineyi düzeltmeyi, İstanbul'u imar etmeyi seçti.
1720'de Paris'e bir elçi yola çıktı: Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi. Ertesi yıl döndüğünde, Fransız saraylarını ve bahçelerini uzun uzun anlatan bir sefaretname sundu.
İstanbul'da, Pasarofça'yla açılan ve on iki yıl sürecek bir dönem başlamıştı.
Kaynakça
Makale
Özcan, Abdülkadir. “Lâle Devri.” TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 27, s. 81–84. Ankara: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 2003.
Makale
Özcan, Abdülkadir. “Patrona İsyanı.” TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 34, s. 189–192. İstanbul: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 2007.
Makale
Aktepe, M. Münir. “Damad İbrâhim Paşa, Nevşehirli.” TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 8, s. 441–443. İstanbul: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 1993.
Makale
Aktepe, M. Münir. “Ahmed III.” TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 2, s. 34–38. İstanbul: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 1989.
Makale
Bilgicioğlu, Banu. “Sâdâbâd.” TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 35, s. 379–381. İstanbul: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 2008.
Kitap
Erimtan, Can. Ottomans Looking West? The Origins of the Tulip Age and Its Development in Modern Turkey. Library of Ottoman Studies 14. Londra: Tauris Academic Studies, 2008.
Makale
Koçu, Reşad Ekrem. “Çırağan Âlemleri.” İstanbul Ansiklopedisi, c. 7, s. 3932–3933. İstanbul, 1965.
Editör notu
Osmanlı kroniklerinde "Lale Devri" diye bir dönem adı yoktur; ad yirminci yüzyılın başında verildi. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre tabiri ilk kez Yahya Kemal kullandı; tarihçi Ahmed Refik (Altınay) da Lâle Devri adlı eseriyle yaygınlaştırdı. Eserin ilk yayın yılı kaynaklarda 1912 ile 1915 arasında farklı verilir. Can Erimtan, kavramın dönemin kendisinden çok yirminci yüzyıl Türkiye'sinin Batı'ya yönelme kaygılarını yansıttığını savunur. Sadabad'ın Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi'nin anlattığı Fransız saraylarından ne ölçüde esinlendiği de tartışmalıdır. Çırağan gecelerinde sırtına mum konmuş kaplumbağaların dolaştırıldığını TDV İslâm Ansiklopedisi aktarır; Reşad Ekrem Koçu ise İstanbul Ansiklopedisi'nde bu ayrıntıyı sonradan uydurulmuş bir tasvir sayar ve çırağan eğlencelerinin Lale Devri'nden bir asır önce, IV. Murad zamanında da yapıldığını hatırlatır. İsyanın başlangıcı çoğu kaynakta 28 Eylül 1730'dur; TDV'nin "Patrona İsyanı" maddesi 12 Rebîülevvel 1143'ü (25 Eylül) verir. İbrahim Paşa'nın öldürülmesi ve III. Ahmed'in tahttan çekilmesi de kaynaklarda 29 Eylül ile 2 Ekim arasında farklı günlere konur. Sadabad köşklerinin sonu da iki türlü anlatılır: TDV'nin "Sâdâbâd" maddesine göre I. Mahmud köşklerin yakılmasını önledi ama yıkılmasına engel olamadı; "Patrona İsyanı" maddesine göre ise yakılmasınlar diye sahiplerince yıkılmalarını emretti, isyancılar da köşkleri yıkıp ağaçları kesti. İsyanın nedenleri tartışmalıdır: Eski anlatı sarayın lüksüne ve eğlencelerine duyulan öfkeyi öne çıkarır. Abdülkadir Özcan ise lüks harcamaları başka nedenlerle birlikte sayar: Pasarofça'dan sonraki barış siyasetine duyulan tepki, İran'daki başarısızlık, savaşların getirdiği ağır vergiler, taşradan büyük şehirlere göç, esnafın vergi yükü ve devlet adamları arasındaki çekişmeler. Ona göre isyan, bir dizi siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmeye karşı bir tepkiydi.
Yapay zekâ ile yazıldı · kaynaklarla doğrulandı
Bu hikâyenin taslağını yapay zekâ yazdı; yayımlanmadan önce kaynaklarıyla karşılaştırılarak doğrulandı.