Constantinus'un Şehri
324'te Üsküdar'da rakibi Licinius'u yenen Constantinus, Boğaz'ın ucundaki eski Byzantion'u yeni başkenti olarak seçer. Kara suru batıya taşınır, Hipodrom tamamlanır, Milion yapılır; ortasında porfir bir sütun yükselen yuvarlak bir forum kurulur. Konstantinopolis adıyla anılacak şehir, 11 Mayıs 330'da törenlerle açılır.
Perdeler
- I. PerdeBoğaz'ın Ucundaki Şehir
- II. PerdeMızrakla Çizilen Sınır
- III. Perde11 Mayıs 330
I. Perde · Boğaz'ın Ucundaki Şehir
Boğaz'ın güney ağzında, Haliç ile Marmara arasında küçük bir yarımada uzanır. Milattan önce yedinci yüzyılda Megaralı göçmenler burada bir şehir kurdu. Efsaneye göre başlarındaki kumandanın adı Byzas'tı ve şehir adını ondan aldı: Byzantion.
Roma döneminde Byzantion'un talihi hep yaver gitmedi. İkinci yüzyılın sonundaki taht kavgasında şehir kaybeden tarafı tuttu. İmparator Septimius Severus uzun bir kuşatmanın ardından Byzantion'u aldı ve surlarını yıktırdı. Şehir bir süre köy statüsüne indirildi. Sonra yeniden imar edildi; bu dönemde bir hipodromun yapımına da girişildi.
Yüz otuz yıl kadar sonra, 324'te, Roma'nın iki imparatoru savaşa tutuştu: batıda Constantinus, doğuda Licinius. Bugün pek çok kişinin Büyük Konstantin adıyla tanıdığı Constantinus, 3 Temmuz 324'te Edirne'de kazandı. Licinius önce Byzantion'a, oradan da karşı kıyıdaki Kalkedon'a, bugünkü Kadıköy'e çekildi.
Son savaş 18 Eylül 324'te, bugünkü Üsküdar'da, o zamanki adıyla Hrisopolis'te yapıldı. Constantinus kazandı ve imparatorluğun tek hâkimi oldu. Byzantion da kapılarını ona açtı.
Constantinus artık yeni bir başkent arıyordu. Daha sonra yazan tarihçilerden Zosimos ve Sozomenos, onun önce Truva yakınlarında bir yer seçip sonra vazgeçtiğini anlatır; ama bu rivayet tartışmalıdır. 324 sonbaharında karar verildi: Byzantion genişletilecek ve yeni başkent olacaktı.
Byzantion'un üstünlüğü açıktı. Buradan hem Balkanlar'daki hem de Pers sınırındaki sorunlara daha kolay müdahale edilebilirdi. Avrupa ile Asya'nın, Karadeniz ile Akdeniz'in yolları bu kıyıda kesişiyordu.
Kaynakça
Makale
Demirkent, Işın. “İstanbul (I. Tarih: Kuruluşundan Fethe Kadar).” TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 23, s. 205–212. İstanbul: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 2001.
Makale
Magdalino, Paul. “Bizans İstanbul’u: Topoğrafya ve Yerleşim.” Çev. Ahmet Aydoğan. Antik Çağ’dan XXI. Yüzyıla Büyük İstanbul Tarihi, ed. Coşkun Yılmaz, c. 1, s. 410–427. İstanbul: İBB Kültür AŞ; TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 2015.
Makale
Kaçar, Turhan. “Üsküdar Savaşı ve Konstantinopolis’in Doğuşu.” Antik Çağ’dan XXI. Yüzyıla Büyük İstanbul Tarihi, ed. Coşkun Yılmaz, c. 2, s. 43–45. İstanbul: İBB Kültür AŞ; TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 2015.
Makale
Arslan, Murat. “İstanbul’un Antik Çağ Siyasi Tarihi: Byzantion’dan Konstantinopolis’e.” Antik Çağ’dan XXI. Yüzyıla Büyük İstanbul Tarihi, ed. Coşkun Yılmaz, c. 2, s. 24–29. İstanbul: İBB Kültür AŞ; TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 2015.
Kronik
Chronicon Paschale 284–628 AD. Çev. Michael Whitby ve Mary Whitby. Translated Texts for Historians 7. Liverpool: Liverpool University Press, 1989.
Kitap
Philostorgius. Church History. Çev. Philip R. Amidon. Writings from the Greco-Roman World 23. Atlanta: Society of Biblical Literature, 2007.
Editör notu
Byzantion'un kuruluşu efsaneyle iç içedir: TDV İslâm Ansiklopedisi Megara kolonisi için efsanenin verdiği MÖ 659'u, Murat Arslan MÖ 668'i anar; kurucu Byzas efsanevi bir figürdür. Severus'un yıktığı şehrin yeniden imarını TDV Severus'a, Murat Arslan ise Severus'un oğlu Caracalla'ya bağlar. TDV'de Constantinus'un Roma tahtını ele geçirişi 323 diye geçer; Üsküdar (Hrisopolis) Savaşı için burada Turhan Kaçar'ın verdiği 18 Eylül 324 esas alındı. Kaçar'a göre başkent kararı 1 Kasım 324'te verildi. Constantinus'un önce Truva yakınlarında bir yer seçtiği bilgisi Zosimos ile Sozomenos'tan gelir; Kaçar ise şehrin Hrisopolis zaferinin anısına yeniden adlandırıldığını yazan Origo Constantini'nin kaydını gerçeğe daha yakın bulur; ona göre başka kaynaklar da işe 324 bitmeden başlandığını doğrular. Constantinus Kalkedon'u yeni başkent olarak tahkim ederken bir kartalın inşaattaki taşlardan birini kapıp Byzantion'a götürdüğü hikâyesi ise bir Orta Çağ rivayetidir; anlatıya alınmadı. Mızrakla sınır çizme hikâyesi, olaydan yaklaşık bir asır sonra yazan Philostorgios'a aittir; eseri bugün büyük ölçüde dokuzuncu yüzyılda Photios'un yaptığı özetten bilinir. Constantinus surunun izi kalmadığı için güzergâhı tartışmalıdır; şehrin alanı Paul Magdalino'ya göre üç katına, TDV'ye göre dört katına yakın büyüdü. Forumdaki heykelin kimi temsil ettiği de tartışmalıdır. Şehrin adında kaynaklar ayrılır: Paskalya Kroniği, Constantinus'un 330'da şehre Konstantinopolis adını verdiğini ve onun ikinci Roma diye anılmasını ilan ettiğini, Philostorgios ise ona Alma Roma dediğini yazar. Murat Arslan, şehre önce Nova Roma ve Anthusa adlarının verildiğini, Konstantinopolis adının imparatorun ölümünden sonra yerleştiğini belirtir; Paskalya Kroniği ise Anthusa'yı şehrin değil, şehrin Tykhe'sinin adı olarak verir. Açılış gününün ve yıllık törenin ayrıntıları, yedinci yüzyılda derlenen Paskalya Kroniği'ne dayanır; kronik burada altıncı yüzyıl yazarı Malalas'ı hemen hemen aynen izler. Constantinus'un gömüldüğü yapının 337'deki biçimi de tartışmalıdır: TDV, Constantinus'un Havariler Kilisesi'nin doğu ucundaki türbeye gömüldüğünü yazar; Magdalino ise Eusebios'a dayanarak yapının kiliseden çok bir türbe olarak inşa edildiğini belirtir.
Yapay zekâ ile yazıldı · kaynaklarla doğrulandı
Bu hikâyenin taslağını yapay zekâ yazdı; yayımlanmadan önce kaynaklarıyla karşılaştırılarak doğrulandı.